Gerçekten de durumum başlıktan ibaret. Batıyorum, bir yerlere doğru batıyorum fakat ne tarafa doğru battığım hakkında benimde bir fikrim yok. Geminin güvertesini kurtarsam, arka tarafı batıyor, arka tarafını kurtarsam güvertesi yıkılıyor. Yolunda giden birşeyler var fakat gitmeyen şey daha fazla. Benim yaşım daha 18 ya neden böyleyim ki ? Neden diğer 18 yaşında insanlar gibi olamıyorum hayatı boş beleş yaşayamıyorum neden yapamıyorum ki bunu ?. Belkide gerek duymuyorumdur..

Okul insanların düşüncelerine göre kesinlikle olması gereken ve herkesin bitirme zorunluluğu olduğu bir yer. Herkes okumak zorunda liseyi, üniversiteyi bitirmek zorunda!, değil!. Okul sana genel kültür öğretmiyor, hayatta nelerle karşılaşabileceğini ya da sorunlarını nasıl çözebileceğini öğretmiyor. Hayallerini nasıl gerçekleştireceğini kesinlikle öğretmiyor!. Okul sana üremeyi, 3’ü 5’le çarpmayı, “de”nin nerede ayrı olacağını, nükleer bombanın nasıl yapıldığını öğretiyor. Bu aralık içerisinde okulu tamamen bıraktım ve artık hayallerimin ötesine doğru yola koyuldum. Ailemden biraz sert tepki alsam da onlarda yaşadıklarımdan sonra bana hak verdiler.

Geçtiğimiz sene 10.sınıfta okuyordum ve inanın okula çok severek gidiyordum. Öğrenmeyi çok seven birisi olarak her gün yeni birşeyler öğrenebileceğimin hevesiyle gidiyordum okula. Bu sayede okul çekilmez bir halden çıkıyordu. İlk dönemimi çok güzel geçirdim ve en ufak bir hata bile yapmadım okulda ki hata yapmak huyum değildir. Okulun 2.dönemi Müdür, Öğretmenler ve Rehber Hocam tarafından yeteneklerim keşfedildi ve kurul toplanıp beni okulun üstlendiği “Geçmişin Yüreğine Dokun” adlı projeye dahil ettiler. Bende gönüllü olarak kabul ettim, okuldur dedim bana yararı olur en azından. Aslında yararı değil tam tersi zararı oldu hemde çok büyük bir zarar..

Projenin Afişlere, Videolara ve daha fazlasına ihtiyacı vardı. Her gün düzenli olarak derslere girmez okulda atölyede çizim yapardım. Okula giderdim ve gittiğimde eve gönderilirdim video montajlamak için. Evet! Yanlış okumadınız, hocalarım tarafından eve gönderilirdim video yapmak için. Güzel zamanlar geçiriyordum, neler olacağının farkında değildim ve hiç kestirmiyordum. 1 Ay boyunca düzenli olarak böyle sürdü. Ardından projenin sunum günü geldi çattı.. büyük bir konferansla o işi de halletik ve zulüm günleri benim için başladı. Proje zamanı etrafımda dolanan tüm hocalar bir anda suratıma bakmaz oldu, girilmesi gereken yok yazıldığım zamanların faaliyetleri adına hiçbir şey yapılmadı!. Yaklaşık 30 güne yakın bir devamsızlık birikmişti ve bunların yaklaşık 20 günü faaliyet girilmesi gerekiyordu.

Evet son güne kadar peşlerinde koştum ve hepsi her gün beni geçiştirdi, son güne kadar direndim fakat hiçbir şekilde yardım edilmedi ve faaliyetlerim girilmedi. Müdürümüz suratıma bakmaz oldu ve son güne kadar da bakmadı. Sınıfta kaldım.

Evet sınıfta kaldım 10.sınıfı tekrar okuyacaktım… bu gerçekten beni çok kötü bir hale soktu. Milli Eğitim Bakanlığına kadar gidildi fakat bir sonuç çıkmadı ve artık tekrar lise 2’liydim. 3 Ay boyunca bunun derdiyle uğraştım. İçim içime sığmıyordu ya aklım hayalim almıyordu sınıfta kalmamı. Bütün konuları tekrar görecektim, benden küçüklerle okuyacaktım, aynı ders kitapları ve en kötüsü de o beni sınıfta bırakan hocaların suratını tekrar görecektim!.

Okul başladı işte 3 ay geçti. Dayanamadım bıraktım.. çünkü hocaların lanet pislik aşağılık kompleksleriyle uğraşmaktan gerçekten yoruldum!. Her seferinde suratıma vurmaları, her seferinde beni aşağılamaları gerçekten can yakıcıydı. Hala canım yanıyor ben bu hallere düşecek birisi değildim okulu bırakmak aklımın ucundan geçmezdi ya benim geçmezdi…

Artıık battım, geminin güvertesi benim için okuldu. Güverteyi ayakta tutarsan, gerisi zaten kolay. Fakat artık hiçbirşey kolay değil.. çünkü sabah kalkıp gidebileceğim bir okulum, her gün göreceğim konuşabileceğim arkadaşlarım yok. Bundan sonra hayatımda neler olur bilmiyorum ama kalan kısmı ayakta tutmak hiçte kolay olmayacak…

 

Şerefele bitirlmesi gereken en ağır vazife, hayattır. (Toequeville)

 

Teşekkürler..