Evet efendim İstanbula sonunda ölmeden zor şartlarda da olsa gidebildim. Çok fırsat geçti elime fakat sıkıntılardan dolayı vs gitme fırsatı bulamamış olsam da acısını 2 günde çıkardım diyebilirim. Tamamen ani gelişen bir karar ile babam iş için gideceğimizi söyledi, ilk söylediğinde ben gitme taraftarı değildim yani ben gitmesem de olurdu zaten. Sonradan vazgeçerek gitme kararı aldım. Yola koyulduğumuzda ilk durağımız Ankaraydı çünkü Annem de bizimle birlikte geldi ve annemi giderken ankaraya teyzemin yanına bıraktık.

İlk yola koyulduğumuz da çok kişi dikkatli olun yollar karlı gibisinden uyardı fakat Mersin gibi yazı kışı belli olmayan bir şehirde yaşadığımız için ne zincir ne de kelepçe bulabildik. Yolda giderken alırız düşüncesiyle devam ettik. Pozantı ilçesine gelene kadar yollar tertemiz ve kuruydu fakat Pozantıya girdikten sonra inanılmaz bi buzlanma ve tipiyle karşı karşıya kaldık. Yollar hiçbir şekilde görünmüyor ve aynı zamanda araba efsane bir şekilde kayıyordu -frene asıldığınızda yaklaşık bi 100mt sürüklenip durabiliyorsunuz-. Arabamız SUV araç olduğu için aslında pek zorluk çıkarmadı da diyebilirim.

İlk rota olarak Ankaraya vardık ve 1 gecemizi yolların düzelmesi umuduyla Ankara da geçirdik. Sabah erkenden tekrar canım İstanbul için yola koyulduk ve tahmin ettiğimiz gibi yollar kuru ve temizdi. İstanbula yaklaşık 2-3 saatte vardık ve vardıktan sonra o meşhur bahsedilen trafiğiyle yüz yüze geldik. Gerçekten de Televizyonlar da gösterildiği gibi ve insanların söylediği gibi İstanbul trafiği ciddi anlamda çok kötü durumda. Kim nereye gitmek istiyorsa anında karar veriyor ve bir anda trafikte yer değiştirerek bütün aksanı bozabiliyor…

İstanbul, devasa Binalarla dolu yani yakın zamanda New York gibi bir yer olacağınıa çok eminim ki bunun temellerini atmışlar zaten. Kocaman devasa binalar, Dubaideki ikiz kuleler gibi kuleler, tüneller, köprüler.. Bunlar benim için bir ilkti diyebilirim çünkü Mersin gibi sığ bir memlekette yaşamak ciddi anlamda zor en büyük binamız 52 katlı oda yanlışlıkla falan yapılmış olmalı ki yıllardır ne bi revize ediliyor ne de bakım yapılıyor. İlk gittiğim yer Bostancıydı aslında gezmeye gitmedim fakat gezmeye de fırsatım oldu çünkü etraf güzel gözüktü biraz dolanabildim. Akşam üzeri kalmak üzer Üsküdara gittik ve sanırım hayatımın en güzel dakikalarını geçirmeye doğru gidiyordum..

Üsküdardan direkt olarak Kadıköye geçtim ardındaan o güzel, o mükemmel insanlarla tanıştım!. Elif ve Yağızla sonunda tanışabildim ve inanın onların yanındayken o kadar güzel vakit geçirdim, o kadar eğlendim ki cidden twitter’da söylediğim gibi gerçek dostlarım.

.screenshot-at-oca-01-19-57-11

Çok güzel vakit geçirdikten sonra mecburi olarak onlar evlerine bende otelime döndüm. Ertesi gün yoğun bir gün geçirdim çünkü işleri halledip gezmeye koyulduk.. ilk durağımız Sultanahmet oldu çünkü yıllardır Sultanahmet camiisini ve Sultanahmeti görmek istiyordum. Gerçekten devasa bir Camii Sultanahmet camiisi.. içerisi gerçekten muzzam bir havaya sahipti her ülkeden, her ırktan insanlar vardı ve sürekli fotoğraf çekiyorlardı bunları görmek güzel çünkü cannım Mersinim de Suriyeliden başka kimse yok. İçeri girdiğimizde dua okunuyordu biraz dinledik ve duamızı ettikten sonra avlusunu gezerek Kapalı çarşıya geçtik.

Kapalı çarşıda tabelalarda okuduğum bilgilere göre yıllar önce bir kaç mesleği içinde barındırıyormuş fakat gün geçtikçe bu meslekler kaybolmaya yüz tutmuş. Tabela yazı gibi şeyler kullanılmazmış ve insanlar oranın ne olduğunu içeriye bakarak çözebiliyorlarmış. Yani şuanki gibi led tabelalar ya da ışıklı tabelalar mevcut değilmiş. Çok büyük olmasının sırrı ise yıllar geçtikçe mesleklerini yürütmek isteyen insanlarmış.. şuan da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılandırma çalışmaları da devam ediyor.

Sultanahmet Camiisinden çektiğim bir kaç fotoğraf.

Sultanahmette işi bitirdikten sonra Tramvay ve Frük yardımıyla Taksim meydanı için yola koyulduk. Yaklaşık 30 dakikadan daha kısa bir sürede Sultanahmet üzerinden Taksime geçtik. Ulaşım trafik harici gerçekten kolay ilerlemekte yani Mersin gibi sadece otobüsler hizmet etmiyor her noktada tramvay, metro ve frükler mevcut.

Taksime gittiğimde o meşhur taksim meydanına çıktım ve etrafa baktım. O tonlarca olayların olduğu, dizilerin her sahnesine konuk olan Taksim meydanı tam karşımda duruyordu bu kez. İlk kez giden birisi için bu duygu gerçekten tarif edilemeyecek bir duygu..

İstiklal caddesine doğru yürümeye başladım tabi giderken tatlı yemeden yapamadım ve  ilk fırsatım meşhur tatlılarından yemek oldu. Ardından yanıma canım kardeşim Necati geldi onunla beraber İstiklal caddesini gezmeye başladık ve ardından Galataya geçtik. Galata kulesine çıkmak istedim fakat oraya birisiyle çıkarsanız evleniyormuşsunuz gibisinden bir şeyler söylediler bende bir gün sevdiğimle gelirim diyerekten çıkmadım ama bol bol fotoğraf çektim…

 

Galatadan sonra eve dönmek için yola koyulmak zorundaydım.. çünkü vakit sıkıntımız vardı ve dönmemiz gerekiyordu. Galatayı da gezdikten sonra canım şehir İstanbulu terk ederek Mersin’e dönmeye başladık..

Benim için kısa fakat gerçekten çok güzel bir geziydi. Görüşemediğim dostlarımdan çok özür diliyorum ve bir dahaki sefere telafi edeceğimi umuyorum..

Teşekkürler!